Teymen'e Selam Vermemenin Cezası Manisa Asker Anısı



Üst Rütbeliye (Teymen) Selam Vermemenin Cezası
   Ben, askerliği Manisa'da 331 KD olarak yaptım. Uzun dönemlerin lafıyla dağıtımdan yeni gelmiştik, ve ne talih ki 100'den düşmüştük. Havalardaydı aklım. Yanımda P.Onb Murat K. vardı.
   Öğle arasıydı, kantinden ya da eğitim alanından yatakhaneye doğru giyorduk. Ben dalgındım, aklımda başka hesaplar vardı, arkdaşım birden doğruldu ve selam çaktı, ben kafamı çevirdiğimde bana dik dik bakan bir "Teymen" gördüm. Elini enseme attı, ve kafamı kendine doğru çekti, gözlermin içine bakarak "Sen beni Asteğmenden olma Teğmen mi sandın?" dedi. Ben afalladım ve şok oldum. Evet askerde öyle bir durum
vardır. Asteğmenliğin son döneminde Teğmen olanlar bazılarınca takılmaz, bazen Uzmanın sözü dinlenir de Astek'in sözü dinlenmez. Neyse hikayemize dönelim, Ben "Yoo..." dedim. O sorusunu ses tonunu yükselterek tekarladı, ben sakın bir tavırla tekrar "yooo..." dedim. Kızdığı gözlerinden belliydi ama ben sebebi anlamamıştım neden kızılsaydı ki, bak "hayır, sena o şekil düşünüp selam vermeme davranışında bulunmuş değilim" demek istiyordum afallamışlığın etkisiyle ağzımdan çıkan "yooo..." ile.
   Arkadaşımın yüz ifadesinden bişeylerin ters gittiğini anlıyordum... Komutan kızgın bir sesle "Şuna bak 'komutanım' da demiyor." dedi. Düşündüm, komutanım diyecek bir cümle kurma durumum olmamıştı."Komutanım" de dedi. İçimden cümlemin içine 'komutanım'ı sokmaya çalıştım. Tek başına "komutanım" mı diyecektim. Olmuyordu, olmadı, Ben de zekama güvenerek, durumu izah etmeye çalıştım. Belki aferin bile alacak bir açıklamaydı. "Komutanım diyecek bir ortam yok ki" deyiverdim, o arayışımı ifade etmek için. Künyemi boynumdan çıkardı. Bölük komutanımı sordu. Ve "Üstteğmenin seni adam eder." dedi gitti.
   Bu olayı bölükte duymayan kalmamıştı. Herkes o Teğmenin ne kadar disiplinli olduğunu anlattıkca ben şaşırıyordum. Herkes seninki de deli cesareti diyordu. Ama benimkisi sadece 'kendini heyecandan ifade edememe' idi. Yada kendi düşüncemce zekama uygun insanın karşımda bulunmayışıydı.
    Ben durumu bölük komutanıma anlatmaktan korkuyordum. Ters adamdı. Ama delikanlıydı. Kısa dönemlerin yaşına hürmeten çok ters konuşmazdı. Ben içimden geçiriyorum,"en kötü cezayı versin ama; ters konuşmasın 20'lik delikanlılara yaptığı muameleyi yapmasın" diyorum çünkü; dayanamayıp en azından ters bir cevapla askerliğin uzasından korkuyorum. Neyse bölük önünde ismimi söyledim, beni çağırdı yanına, "Bu ne?" diyerek Künyemi gösterdi. Dimdik duruyordum, ama mahcupluğu da vermeye çalışıyordum alttan alttan. Habercisine döndü, "Hucum yeleği, çelik başlık, silah, kazma ve kürek ver buna, spor alanlarını kabartsın" dedi. Ben sevinmiştim. Ama bu cezanın ne berbat bişey olduğunu anlayıncaya kadar... 5-6 şişe su bitirdim, her eğildikçe önüme ter akıyordu. Bütün bölük, hatta tabura teşhir olmuştum. Neyse ki akşama kadar sürecek cezam, Bölük Ast Subayımın bensiz iş yapamaması yüzünden öğlen bitmişti. O günü hiç unutmuyorum Şafak ellilerde idi. Allah sabır versin askerde dert çekenlere, Allah sabır versin Avcı boy çukuru kazanlara....






Labels: , , , ,



Bir Yorumu Esirgemeyin:

Yorumunuz İçin Teşekkür Ederiz

Blogger tarafından desteklenmektedir.